Akademisyen Olmayı Tercih Etmeyip Çiftçi Olan Feridüttin Açıcı: ‘5-10 Bin Liraya Kiralanabilecek Çiftlikler Mevcut’
Betül Topaklı / Milliyet.com.tr – Feridüttin Açıcı, köyde çektiği videolarla ve sosyal medya üzerindeki paylaşımlarıyla tanınmakta. Ancak aslında 1991 yılında İstanbul’da bir bahçeli evde dünyaya geldi. Üsküdar Küçük Çamlıca’daki bostanda, meyve ağaçları ve bazı hayvanların bulunduğu geniş bir bahçe içinde büyüyen Feridüttin, “Ağaçların tepesinden inmeyi sevmezdim, akşam olmadan eve dönmezdim. Kimse bilemezdi ki o küçük çocuk bir gün çiftçi olacak ve yine ağaçların tepesinde kalacak? Çiftçi ve hayvancı olacağımın işaretlerini çocukken vermişim” diye anlattı.
‘DERSLERLE VE OKULLA ARAM LİSEDE DÜZELDİ’
Feridüttin, ilkokula mahalledeki okulda başladı. O dönemlerde kolejler yeni açılmaya başlamıştı. Babasının arkadaşı İstanbul’un Maltepe ilçesinde bir kolej kurunca Feridüttin ve abisi için servis imkânları doğdu. Küçük çocuk bu durumu hiç hoş karşılamadı çünkü günde yaklaşık iki saatini serviste geçiriyor, ders süreleri uzuyordu. Oysa o sürekli dışarıda koşturmaya, özgürce vakit geçirmeye alışkındı. “Lise dönemi gelene kadar ne ben okulu sevdim ne de okul beni sevdi” diyen Feridüttin, o günleri şöyle hatırladı: “Lise yıllarımda derslerle aram düzeldi. Zayıf notlar aldığım karnelerin yerini takdir belgeleri almaya başladı. Okulun evime çok yakın olması da benim için büyük bir avantajdı. Dersler sabah 07.30’da başlıyor, 12.30’da bitiyordu. Ayrıca o gereksiz öğle tatili de yoktu. Böylece günün neredeyse tamamı bana kalıyordu. Özgürlüğümü hissettiğim bu düzenin okulu yeniden sevmemde büyük etkisi olduğunu düşünüyorum.”

“Liseden sonra üniversiteye gittim. Beklenmedik bir başarı ile üniversite sınavında oldukça iyi bir sonuç elde ettim ve Türkiye genelinde 1914’üncülüğe ulaştım. Sonrasında üniversite eğitimimi tam burslu olarak tamamladım. Bugün maalesef üniversitem kapanmış durumda fakat İstanbul Şehir Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü mezunuyum. Üniversite yıllarım harika geçti; fakültemi ve derslerimi çok benimsedim. Bu süreçte ailemden ayrılıp arkadaşlarımla birlikte bir öğrenci evine taşındım. İnanmazsınız ama o evde de bir bahçe vardı ve tavuk gibi hayvanlar besliyorduk. Doğayla iç içe olma isteğim Yaratıcı tarafından da desteklenmiş gibiydi çünkü hayat beni hiçbir zaman topraksız bırakmadı.”
Hayvancılık veya çiftçilik düşüncesi Feridüttin’in aklından bile geçmiyordu; mezun olduktan sonra bir kütüphanede çalışmayı ya da akademisyen olmayı düşünüyordu. “Aslında bunlardan biri de olabilir ve belki yine mutlu olurdum” diyen Feridüttin, “Ama şükürler olsun ki bugün kendimi daha iyi ifade edebildiğim, bana daha uygun gelen bir iş yapıyorum. Çiftçiyim ve işimi gerçekten severek yapıyorum” ifadesini kullandı.
İNTERNETTE GÖRDÜĞÜ MEYVE HAYATINI DEĞİŞTİRDİ
Mezuniyetine birkaç ay kala Feridüttin’in içinde farklı şeyler yapabileceğine dair düşünceler belirmeye başladı. “Neden böyle hissettiğimi bilmiyorum; aslında arayış içinde değildim” diyen Feridüttin o süreci şöyle anlatıyor: “Bir gece uykum kaçtı; internette gezinirken goji berry adlı bir meyveyle karşılaştım ve bu meyveyi üretme fikri bana çok heyecan verici gelmeye başladı. Araştırmalar, üreticilere yaptığım ziyaretler derken fark ettim ki okulumu çoktan unutmuşum. Ama elimde deneyim yoktu, belirli bir planım yoktu ve maddi kaynağım da bulunmuyordu; bekârdım ve nasıl başlayacağımı bilmiyordum ama tek bildiğim şey İstanbul’u terk edip herhangi bir köyde bu işi yapacağımızdı.”
‘KAYINPEDERİM BANA ÇOK DESTEK OLDU’
Feridüttin tam o dönemde eşiyle tanıştı; evlilikleri görücü usulüyle gerçekleşti ancak eşinin ailesi onun öğretmen olacağını düşündü. “Kayınpederim harika bir insandı; karşı çıkmak yerine bana büyük destek oldu.” diyen Feridüttin, “Bunun sağladığı destekle yeni kapılar açıldı çünkü kendi ailem meslek değiştirmeme pek sıcak bakmadı ama ben Yay burcuyum, dinler miyim? Eşimin onayını alarak kayınpederimin takdire değer desteğiyle ilk adımı attım ve Eskişehir’in Sarıcakaya ilçesine yerleştik.” dedi.

‘5-10 BİN LİRAYA KİRALANABİLECEK ÇİFTLİKLER VAR’
Sakarya’nın Geyve ilçesinde hayvancılık yaptıklarını aktaran Feridüttin, “Ancak bu işe Sarıcakaya’da başladık; ilk paramı orada kazandım. Sarıcakaya mükemmel güzel küçük bir ilçe; orada hem evi hem de ahırı olan yedi dönümlük bir çiftliği kiralayarak işe başladım; Aralık 2016’da aylık kiram 1,100 liraydı.Bana atadan dededen kalmış demelerine rağmen böyle bir çiftliğim yoktu çünkü babam bu işe başlamama engel olmaya çalıştı.” diyerek şunları ekledi: “Sarıcakaya’ya ilk kez düğün için gitmiştim ama aslında böyle bir yer arıyordum.Düğünden sonra orada biraz daha kaldım ve inanın ki sadece bir günde çiftliğimi bulup kiraladım.‘Bizim de böyle yerimiz olsa biz de yaparız’ diyenlere buradan duyurmuş olayım: İnanın ki böyle boş evler ve çiftlikler mevcut! Günümüz parasıyla 5-10 bin liraya kiralanacak yer bile var.’” bilgisini paylaştı.
“Çiftlikte zaten kurulu olan düzen sayesinde ilk günlerde zorlanmadım ama asıl zorlandığım konu ne tür işler yapacağımdı.” İnsan hiçbir şey bilmediğinde çevresinden doğru bilgi alamadığında zorlanıyor tabii ki.Hâl böyle olunca ne yapacağıma büyük ölçüde kendim karar vermek durumunda kaldım.Bu alışma sürecinde bekâr olduğum için ipek böceği yetiştiriciliği dönemindeydik.Ayakta kalan iki ay boyunca ipek böcekçiliği yaptık.Ve ilk anlamlı paramızı ipek kozasını satarak kazandık.Aynı yıl yazında eşimle nişanlandık.Düğünde takılan takılarla yaklaşık 40 bin lira sermaye elde ettik.Bu paranın hepsiyle inek aldık ve böylelikle resmi olarak hayvancılığa adım atmış olduk.”
‘ANNEM HASTALANINCA SAKARYA’YA TAŞINDIK’
“Sarıcakaya çok küçük ama güzel bir ilçeydi”, diyen Feridüttin sözlerine şöyle devam etti: “Çiftliğim merkeze oldukça yakındı dolayısıyla sık sık çarşıya inebilirdim.Etraftaki insanların samimi tavırları sayesinde kendimi yabancı gibi hissetmedim.Eşim de kısa sürede uyum sağladı birçok arkadaş edindi burada yaşamayı çok sevdi.Ancak annemin kanser hastalığına yakalanmasıyla işler değişti.Eşim anneme destek olmak amacıyla İstanbul’a gitmek durumunda kaldı.Hamile olduğu için benim yalnız başıma çiftlikte kaldığım dönemde İstanbul’a sıkça gitmemiz gerektiğini anladığımız için Sakarya’ya taşınmaya karar verdik.O zamandan beri Sakarya’nın Geyve ilçesindeyiz.Kendimizi burada ait hissediyoruz.”
‘DOĞRU PLAN YAPMAK ÖNEMLİ’
Feriduttin için köy yaşamı istediği gibi ilerliyordu; çiftlik ortamının sunduğu huzur ile doğa güzelliklerinin yanı sıra iş hayatının gerçekleri vardı.Kazanç sağlaması gerekiyordu.“Eğer yeterince bilgi sahibi değilseniz ayrıca buna bağlı olarak doğru planlama yapılmamışsa süreç zorlu geçebilir.” diyor.Feridüttin’e göre “Başlangıç sermayesi ile Karst cinsi düveler aldık amacımız onları gebe bırakıp sürüyü büyütmekti.Her şey planladığım gibi ilerliyordu.Ama komşulardan gelen öneriler doğrultusunda düveleri kurbanlık olarak değerlendirme yönündeki telkinlere uydum.Kurban Bayramına yaklaşırken bu karardan vazgeçtik.Bu bize yaklaşık altı ay kaybettirdi.”

‘İLK YIL 56 DÜVE VE İNEKTEN OLUŞAN BİR SÜRÜYE ULAŞTIK’
Kendisine ait düveleri etçi ırk sperması ile tohumlayarak ilk buzağılarını aldı.Feridüttin “ilk yılımızda anaç hayvanlarımızdan ya da buzağılarımızdan herhangi kayıp yaşamadık,” dedi “Bir miktarda arkadaşlar adına hayvan satın aldım.Böylece yıl sonunda toplamda 56 düve ile inekten oluşan sürüye ulaştık.Bunların 20’si bana diğerleri ortaklarıma aitti.Buzağılar doğduktan sonra hayvancılıktan kazancımız oluşmaya başladı.Kayıpların olmaması sayesinde acemi dönemimizi çok kötü geçirmedik.”
“Beslediğimiz hayvanlar süt ineği değil.Sağımı gerçekleştirmiyorduk.Anne sütünü tamamen buzağılar tüketiyordu.Yeni başlayacak olanlara tavsiyemde ise şudur:süt inekliği ciddi deneyimler gerektiriyor.Bu yüzden yüksek verimli iyi genetik özelliklere sahip süt inekleri ile başlangıç yapılmamalıdır.” dedi.Feridüttin “Ben kendi koşullarıma uygun başlangıç yaptığımı düşünüyorum.” diyerek değerlendirdi.
‘PEK ÇOK ZORLUK YAŞADIK ANCAK HİÇ PİŞMAN DEĞİLİM’
“Bu işe başladığım günlerden bugün tam on yıl geçmiş”, diyen Feriduttin kırsalda yeni düzen kurmak isteyenlere şu öneride bulundu:
Elbette birçok zorluk yaşadık ancak tüm samimiyetle söylüyorum ki pişman değilim.Eğer benim gibi kendi arazileri yoksa Marmara ya da Ege bölgelerinde sanayi tarımla yoğun ekonomik merkezlerde konut tercih edilmelidir.Mümkünse merkezden en fazla on kilometre uzaklıkta yer seçilmelidir.Hedeflenen bölgeye ulaşınca öncelikle konut kiralamalıdırlar.Hayvancılık hedefleyenlerin bölgedeki pazar talep alışkanlıklarını değerlendirmeleri önemli.
Hayvan seçiminde büyükbaş mı küçükbaş mı sorusuyla sıklıkla karşılaşıyoruz ancak bunun net cevabı yoktur.Prekeler kişisel tercihlere göre şekillenmektedir.Ayrıca meraların durumu belirleyici rol oynuyor.Sadece şunu söyleyebilirim: Hayvan küçüldükçe iş artmaktadır.`